
Fransa’da bu hafta gösterime giren Omar M’a Tuer (Omar Beni Öldürdü/Filmin ismindeki gramer hatası bilerek yapılmış) özellikle kuzey afrika asıllı yönetmenlerin son yıllarda sık sık başvurduğu “politik” sinemanın güzel bir örneği…
Birçok filmde oynadığı başrollerle yakından tanıdığımız Roschdy Zem’in ikinci yönetmenlik denemesi “Omar M’a Tuer” bir cinayet ve ardından gelen davanın hikayesini anlatıyor. 1991′de Fransa’nın Grasse bölgesinde işlenen cinayette, evin duvarına kanla “Omar beni öldürdü” yazıldığı için, evin arap asıllı bahçıvanı tutuklanmış ve mahkemenin ardından 18 yıl hapishanede yatmıştı.
Olayın aslı bugün hala bilinmiyor. Omar Raddad’ın hiçbir motivasyonu olmadan cinayet işlediğine büyük bir çoğunluk inanmıyor. Olayın savcılık ve savunma tarafının da duvardaki yazı dışında sağlam kanıtlar ortaya koyamadığı davada, Raddad’ın sadece göçmen olduğu için suçlu bulunduğu tezi de doğruluk kazanıyor.
Film, konusunun ilgi çekiciliğinin yanısıra, iki büyük oyuncu Sami Bouajila ve Denis Podalydès’in de karşılıklı döktürdüğü bir yapım.
Fas kökenli Omar Raddad, 9.5 yıl sonra suçsuz olduğunu belki de bütün Fransız kamuoyuna yüksek sesle haykırabilecek. Her şey, 65 yaşındaki zengin dul bayan Ghislaine Marchal'ın 1991'de Cote d'Azur'daki villasının deposunda ölü bulunması ile başladı. Marchal'ın cansız bedenindeki bıçak izleri ve yaralar, yaşlı kadının katille boğuştuğunu gösteriyordu. Kurban ölmeden önce deponun kapısının üzerine kanıyla 'Beni Omar öldürdü' cümlesini yazabilmişti. Kaloriferin üzerine de aynı cümleyi yazmaya çalışmış, ancak sözcüklerini tamamlayamamıştı. Şüpheler, villanın bahçıvanı Omar'ın üzerine yoğunlaştı. Ne kan analizi yapıldı, ne de önemli bir kanıt bulundu. Sadece kumar meraklısı Faslı gencin, borç vermeyi reddettiği için patronunu öldürdüğü iddia edildi. Sonunda Omar 18 yıla mahkûm edildi.
Onu kurtarmak için kimler devreye girmedi ki! İki özel dedektif gerçekleri araştırmaya başladı, olay kitaplara konu oldu. Son olarak Fas Kralı gencin affını istedi. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac sonunda iki sene önce Omar'ı affetti. O da yaşamına kaldığı yerden devam etti. Şu anda 38 yaşında, et ticareti yapan bir firmada pazarlama sorumlusu. Toulon'da yaşıyor. Son günlerde ise çok mutlu. Fransa'da Çakıcı'nın savunmasını üstlenmiş olan ünlü avukatı Jacques Verges, geçenlerde ona suçsuzluğunun kanıtlanabileceği müjdesini verdi. Verges,
2000 başında dosyanın tekrar açılmasını sağlamıştı. Olayı aydınlatmak için kurulan araştırma komisyonu, kanla yazılmış cümlelerdeki DNA moleküllerini inceleyince bambaşka bir tablo ortaya çıktı. Kanda Marchal'ınkinden başka, bir erkeğin DNA'sı bulundu. Verges, yeni kanıtların Omar'ın suçsuzluğunu ortaya çıkaracağına inanıyor. Omar'dan alınacak kan ve DNA'ların karşılaştırılması olayın aydınlatılmasını sağlayacak. Fransızların üçte ikisi baştan beri Omar'ın suçsuz olduğunu düşünüyordu.

